KİMİZ…

Posted in gözün gördüğü on Ekim 18, 2009 by Nergihan Yeşilyurt

hasgdjaskle5pr3

“Siz hep ‘ziyadesini’ istersiniz;
daha ziyade saygı görmek,
daha ziyade mevkii sahibi olmak,
daha ziyade para kazanmak;
varlığınızla değerli kıldığınızı düşündüğünüz şu hayata başkalarınınkinden daha ziyade iz bırakmak istersiniz hep…
Oysa biliyor ve bilmezden geliyorsunuz ki, fanisiniz;
doğduğunuz andan itibaren ölmedesiniz;
çiçeklenmeye başlamanız çürüyeceğinizin habercisi biraz da; siz…
Siz sandığınız kadar önemli değilsiniz…

Benim sarığıma, cübbeme, başıma bunların üçüne birden kıymet biçtiler.
Bir kuruştan daha az değer verdiler.

Sen dünyada benim adımı
Hiç mi duymadın?

Ben bir HİÇİM, HİÇİM
HİÇ…”

MEVLANA

Issız Yol

Posted in Issız'a kalem... etiketler ile , , , , , , , on Ağustos 29, 2008 by Nergihan Yeşilyurt

Düşünceler savruluyor.
Bir deniz, martı ve bacasına bir tutam hapşırık kaçmış bir vapur…
Neylesin,neyleyem!
Umudu parlak cigara kağıtlarına sarıp Babıali’den yukarıya, heyecanla,koşarcasına…
Elde var iki.
Bu matematik beni niçin sevmez anlamadım.Oysa ben, gözyaşını tane tane, sevinçleri biner biner sayarım.Dahası elimin kınasına genç kızlık çeyizlerimi sarar, gazetelerden kestiğim ilanları beklemenin ayasına takarım.
Bir çocuk oluyorsam anla ki, görünce o mah-ı serireyi- ki bilmezsin sen,sana böyle seslendiğimi,ki ben de bilmiyorum- velveleye verir İstanbul’u, martıları susturur, sırrımı alnıma çakarım.

Süleymaniye’nin arka sokaklarında saklanbaç oynar mıyız?
Martılara simit atıp kaçar mıyız? Sanki sevmenin suç sayıldığı zamanlardaki gibi,utangaç?
Biz biraz dünyaya az mıyız? Çoğalamaz mıyız?
Hüznü ve umudu kıymalı pide arasına sıkıştırıp hiçbir yerde tat vermeyen vişneli sodalarla yuvarlarken, sokakları ve aç sokak çocuklarını genzimize düğüm diye takar mıyız?
Yine bunca şeyken, biz, az mıyız?

Suskun,dilsiz,ıssız…
Ne bir kelam,ne bir kimse…
Yol bunların hepsi.
Coşkuma denk düşemeyen, heyecanıma kısır kalan…Yol…
Yol hepsi.

Biliyor musun,resmimiz olmalıydı. Yan yana,delikanlıca.
Hani dünyanın çivisini çıkaran medeniyetimize inat, iki geveze bakış ve bir ince anlayış.

Diyorum ya, elde var iki. Bu matematik beni niçin sevmez ki!

: )

29 Ağustos 2008

KELEBEĞİN ÖMRÜ KADAR

Posted in ciciler etiketler ile , , , , , on Ekim 19, 2009 by Nergihan Yeşilyurt

kelebek ömrü

PAPATYALARIN DUA DÜŞÜRDÜĞÜ RAHLE

Posted in Şiirler "Nergihan Yeşilyurt" etiketler ile , , , , , , , , on Ekim 17, 2009 by Nergihan Yeşilyurt

Daisy_Wallpaper_by_vinyyli
Kaldırımlar,
İnadına mavi gökler türetmiş papatyalardan bî-haber
Yakasına ölüm kaçmış gömleklerimizin beyazları
Sıvası dökülmüş yalnızlıklarımızın silah arkadaşı
Cenge tutuştuğu griliği gün ışığı gözleriyle il-hâk eden papatyalar
Korkumuzun mazgallarından atiye kaçmışlar
-Ne sanrı-
Kaldırımlar,
Sokağa bakan pencerenin kabadayısı
Işığı tutmuş.
Pencere pervazlarına
Düşmüş asumanlar.
Taş atılmış camlar, üşüyen gündüzlerin
Yanan gecelere sattığı…
Payesi belirsiz…

Duvarlara, kaldırımları ezen asi papatyaların gölgeleri dokunur
İnince gecenin kirletilmiş koynuna vahiy…
Tanrı hep burada
Bu rahlede
Üşüyor yaprakları sararmış dualar
Ki yakasından beyaz ölümler çıkarılamayan eller düşüyor toprağa
Üşüyor gölgesinde o ellerin
Bütün isyankâr papatyalar
Dillere seyyah kelimelerin heybesinde zalim suretler
(Düşüyor)

Bir giden mutlaka olur
Ve kaldırımlarda bukleleri eskimiş bir küçük kız
Yine papatyalara mavi gökler devşirir yüreğinden
Habersiz yüklendiği zifiri kederlerden.

***

Bu sararan vaktin duası
Hesabı getirir
Bana biraz umut
Tuzlanmamış olsun,

Lütfen!

Aralık 2008; Nergihan YEŞİLYURT

SİTARE…

Posted in Şiirler "Nergihan Yeşilyurt" etiketler ile , , on Ekim 10, 2009 by Nergihan Yeşilyurt

SİTARE; YOKLUĞUNA SÖYLEM

KaranLIKTa_isyan_by_AyKuTuRK

Sitare,

Gittin

Mahsus mu?

Saklandın gecenin perdeleri ardına

Dil-i ebkem bu beni gölgene asıp

Kalem tutmaz gece

Tutsa da

Bu kadar karanlık yazmaz.

Sandım ki…

Sen giderken söner bütün yıldızlar

Gece bile

Lacivert boşluğunda simsiyah çiğdemler açar

Sandım ki…

Çimene çamur bulaşınca…

Hâlbuki nisan,

Toprak ve yağmurundan belli.

Zamansızlık,

İçimizden sökün eden

Ve ayrılıklarımıza Sitare

Bir kara lekedir düşen…

Nergihan YEŞİLYURT / Ocak 2008

GÖZLERİMİZ İSİMLERİMİZDİR…

Posted in ciciler on Eylül 7, 2009 by Nergihan Yeşilyurt

isimlerimiz-gozlerimizdir

VE HUKUK ADALETTEN BOŞANDI!

Posted in Köşe Yazıları, gözün gördüğü etiketler ile , , , , on Eylül 4, 2009 by Nergihan Yeşilyurt

Ben ki en çok korkmaktan korkardım. Korkmaktan korktuğum için bütün “korku” hikayelerine uzak dururdum.

Üç harflilerin hikayelerine. Üçüncü sayfa haberlerine. Gerilim filmlerine.

En çok korkmaktan korkardım. İnsan korkmaya başlayınca düşünce ölür. Hürriyet ölür.

Ve Allah’tan başka herkes korkanın “tanrısı” olmaya kalkar.

Korkmaktan korkardım. Farkında olmadan ya korkunun tohumu içime atılırsa diye korkunun hikayesini duymayacağım dağlara çekilirdim. Devamı »

ÇOCUK VE ORUÇ

Posted in Köşe Yazıları, gözün gördüğü etiketler ile , , , on Eylül 4, 2009 by Nergihan Yeşilyurt

mumineOruç en fazla çocukları etkileyen bir okul. Hangimiz en lezzetli oruçları çocukluğumuzda bırakmadık ki.

O muhayyel çağ, minik yüreklerin kelebek kanatları ile kaydettiği nice güzelliklerle parıldamakta.

Mukabele okuyan hafız hanımı dinleyen, çocuğunu yanında getirmiş genç anne ona müthiş bir eğitim vermekte.

“Ana okulu” asıl burada başlamakta.

Belki minik, elde kalem bir boyama kitabı ile uğraşmakta. Devamı »

NEW AGE: MÜZİK VE DANS VE DUA

Posted in Köşe Yazıları, sivri kalem etiketler ile , , , , , , , on Ağustos 31, 2009 by Nergihan Yeşilyurt

ducanecundioglu1_bŞems geldiğimi görünce gülümsedi:

“Kerra, seni ayinimize davet ediyoruz.”

— “Ne ayiniymiş?” diye sordum.

— “Ruhani, manevi bir raks düzenleyeceğiz. Daha evvel hiç görmediğin türden bir ayin bu. Müzik ve dans ve dua olacak. Hep beraber aşkla Rabb’ı zikredeceğiz.” (s. 328)

Postmodern Aşk dediğim de işte tamıtamına bu: Müzik ve Dans ve Dua…

Ne diyebilirim, YENİ ÇAĞ’ı takdimimdir!

Haydi gelin, birlikte, Aşk’ın en neşeli pasajlarından birine göz atalım: Devamı »

AKLIN KALEMİNDEN KIRK KURALLI AŞK

Posted in Köşe Yazıları, sivri kalem on Ağustos 30, 2009 by Nergihan Yeşilyurt

elifsafak— “Mevlâna…. İslâm âleminin Shakespeare’i!” (s. 38)

Başka bir zaman olsa, bu denli bayağı bir benzetmeyle karşılaştığım daha ilk anda muhtemelen elimdeki kitabı -bir daha açmamak üzere- kapatır ve bir kenara koyardım.

Bu sefer öyle yapmadım. Bir lâ havle çekip bu bayağılığın altını çizdim, sonra da Elif Şafak’ın Aşk’ını okumaya devam ettim.

Sırf siyah ölümün hatırına… bir vazife duygusuyla… ızdırab içinde… ve tabii ki pencereden dışarı bakmanın cezası olarak…

Süreç değil bir tek, sonuç da benim açımdan acı vericiydi. Devamı »

MEVLANA VE ŞEMS VE AŞK

Posted in Köşe Yazıları, gözün gördüğü etiketler ile , , , , , , , , , , , , , , , , on Ağustos 29, 2009 by Nergihan Yeşilyurt

Mevlana_by_ladybirdx

Ramazan, bir yıl içerisinde sadece kendime sakladığım ay! Nâdandan uzaklarda, içinde saklanabildiğim tek ay! Çengelköy’deyim. Evde. Yalınız.

Bildiğim en iyi işi yapıyorum. Okuyorum.

“Ne zaman karanlık artar ve sevgili sana çirkin görünmeye başlarsa, ona daha çok yaklaş!” diyen ustanın, Tebrizli Şems’in öğüdüne uyuyorum. Geceleri, yatağıma uzanıp iki dizimi de karnıma çekiyor ve sevgiliyi ancak üşürken zikredebiliyorum.

Sırf ısınabileyim diye… iniltilerime karşılık vermekte “Yetimlerin Efendisi” gecikmesin diye… Devamı »