Monthly Archives: Şubat 2011

FİLİZ ABLANIN ÇİÇEKLERİ yahut DELİLERİ

Rabbim,

Ben bu cumartesi Üsküdar’daki bütün serçelerle, martılarla, kumrularla dahası ağaçların çıplak dallarına saklanan ne kadar canlı varsa hepsiyle söyleştim. Ben derdim, dedim. Onlar Şafi, dedi. Rabbim kuşların ne güzel! Sonra biliyor musun Beşiktaş motorlarının önünde çiçekçi Filiz abla var. Rabbim onu seviyor musun? Vallahi çok güzel çiçekleri var: Güller, laleler, fulyalar, krizantemler… Keşke nergisleri de olsa ama yok. Yine de onu sev! Çirkin bir kalp çiçeklerine bu kadar güzel bakabilir mi? Okumaya devam edin


GÜNEŞİNİN YIKTIĞI DUVAR

İçli şarkılarla
Kuşatıldı hürriyet.

Kumbarasıdır -bez bebeklerle doldurulmuş âh-
Küfüdür zamanın
Yokluğunun eteklerine tutunan

Asumanın gözlerine döner
Sokağın sarmaşıklı kuytusundan
Duvaklanır çığlığım, yıkılırım
Üstün başın rengimde çiçekler açar
Kuşanır yol üzerindeki güneşler beni
Çocukluğumun yonttuğu taştır
Yüzümde yeni bir ölüm
-kaybedilmişse sek sek oyunu-

Köşelerimden dökülürsün inildeyen uzaklığınla
Asılırım dünya ağacının asfalt dallarına.

II.

Yüzüne o yaşlı güneşi geçirirsen
Parçalarımdan birikeceksin
Bilmediğim denizlere,
Tenekeden kutulara,
Martı gagasından papatyaya…
Ve ben bin türlü yol devşirip
Alevden denizlere erişemeden hiçbir vakit
Dönüp duracağım gök ile arz arasında:
Bir kere daha gör
Islak ve yapışkan ellerimi
Dokunuşun neydi, kimin muskası
Hem yıkan hem tamamlayan beni.

Nergihân Yeşilyurt

Fotoğraf: MihribanYeşilyurt
Çorum DED Bülteni, Eylül-Ekim-Kasım.


%d blogcu bunu beğendi: