Şiirde Yeni Bir Dil- Kevser Aycan Aşkım Saroğlu

aycanaskim

Otomatların Marşı Nergihan Yeşilyurt’un Hece Yayınları’ndan çıkan ilk şiir kitabı. Bugüne kadar çok sayıda yayın çıkaran Yeşilyurt aynı zamanda tanınan bir blogger. Kitabını annesinin şahsında bütün kadınlara ithaf eden Yeşilyurt, Didem Madak ve Bejan Matur gibi büyük kadın şairlerde olan o büyüleyici mayaya sahip. Şair gözünün bazı özürlerimizi örtebilelim diye yerkürenin en içinden zorla çekip çıkardığımız bir cevher olduğuna inanan Yeşilyurt’un adını bundan böyle epey duyacağımız kuşkusuz.

“Aklımdasın,
bir çiçeğin gölgesini bulması gibi bir şey bu.”

Sanırım beş altı yıl kadar önceydi… Twitter’da bir retweetle önüme düşen bu dizeye çarpıldım. Elbette bu kelime tekrarı bolluğu ve ifade darlığı hastalığına yakalanmış coğrafyada bir duyguyu böylesine tam hakkını vererek ve zarafetle, tam yürekten yakalayan ve bunu erişebildiğimiz kadar bildik ama hayal edemeyeceğimiz kadar harikulade bir kombinasyonla birbirine bağlayan kelimeler dikkatimi çekmişti. Kim diye baktım elbette profile… Karşımda genç, güzel, gözleri ışıl ışıl bir kız vardı. Kimlik hanesinde Nergihan Yeşilyurt yazıyordu.

“Ben küçükken yaban keçisiydim, karışmak topluma

Bir onmaz ihmaldi aslında biliyorsun

Çünkü evcil ve medeni olan ne varsa

Sürüyordu bir uçuruma gülen ve ağlayan maskeleri” diyordu kitabın bir yerinde.

Gülen ve ağlayan maskelerin girdabında önümde duran bu ilk kitaba hayranlıkla bakıyorum. Otomatların Marşı Nergihan Yeşilyurt’un Hece Yayınları’ndan çıkan ilk şiir kitabı. Şiir tahtından ineli epey olduysa da; sokaktan ve özellikle kadın şairlerin ellerinden yeniden tırmanıyor yukarıya doğru. Didem Madak mesela, hayatta olmamasına rağmen ne güzel omuzluyor şiiri gökyüzüne doğru hala. Bejan Matur altımızdan sandalyeleri çekerken mühürlü kalplerimize doğrudan ışığı tutuyor. İlk kitabı olmasına rağmen ben Nergihan Yeşilyurt’ta da benzer bir gücü görüyorum. Şiiri gerek bireysel gerek toplumsal hayatımızı sarsıcı bir güce sahip. Bizi kendi halimize bırakmıyor, kim olduğumuz ve ne olduğumuzla aslında ne istediğimizle ve ne yapmadığımızla yüzleştiriyor,  bazen hayatın özü aşkın gezegeninin tam orta yerinde bırakıyor. Bıkkın mıyız umutlu muyuz bilmiyoruz ama o diyor ki:

“Bana sorarsan bıkkın günler/ Törenlerle kutlanmaya başladı” Otomatların Marşı’nda. Devam ediyor sonra: “Biri Bu Şiire İsim Düşünsün’de:

“gittim zamanınızda bir nişanem kalmadı

Yahut umursamak bizim kıyıda pek durmadı

İnsan bir saat işte, abartılı bir saat

İnsan geçip gidiyordur, ilgim yoktur “

6 yıl önce Twitter’da kim diye baktığım o güzel kız meğer ne çok şey yapmış da çoğumuzun haberi yoktu.

7 Nisan 1985 Trabzon Maçka doğumluydu. Hitit Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı okumuştu.  Astronomi, Osmanlıca, tarih, sosyoloji, fotoğraf, tiyatro, el sanatları ve Klasik Türk Şiiri’ne meraklıydı.  İlk şiirini on bir yaşında yazmıştı. Bu şiir İstanbul çapında düzenlenen bir yarışmada birinci olmuştu. Lisede dergi editörlüğü yapmış, radyoculukla ilgilenmiş, dergiler çıkarmıştı.

Sahte Vefa, İzdiham, Yumuşak G, Ay Vakti, Hacı Şair, Mahalle Mektebi, Hece, Dergâh vb. dergilerde şiirleri yayınlanmıştı. “Yalan Ayaklı Dorothy” şiiri TYB 2014 yıllığında yer almıştı… Bugünse Davud’un İnsanları adında bir e-derginin yayın yönetmeni.

Ne zaman başladın sen diye soruyorum, ‘”kısacıktı bir deniz görümlüğü sevinç” diye yazan kıza. Anlatıyor:

“Yazmaya başlamam bilinçli okumaya başlamamla aynı zamanlara tekabül ediyor. İlk okuduğum kitapların Anna Karenina, Madam Bovary gibi güçlü karakterler olması 12-13 yaşında bir kız çocuğunun kadın figür, yazar-kahraman algısını epey bir zorlayabileceğini bugünden bakınca daha iyi görebiliyorum. İlk zamanlar daha çok öykü, masal tarzında taklit kurgular yazıyordum. İlk şiirimi 11 yaşında bir yarışma için yazdığımda şiir hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Milli bayramlarda yüksek perdeden okuma yarışına giriştiğimiz kafiyeli ama o zaman bile bana gülünç gelen manzum eserleri saymazsak…”

Daha sonra eline ne geçerse okumuş, bu sırada da hem yazmış hem de yayın çıkarmış.

“Çok fena âşıktım ve acı çekiyordum. Düz yazılarımın ağzı gözü yamuluyordu” diye anlatıyor o günleri ve okumaya devam ettiğini. Cemal Süreya, Dranas, Orhan Veli; Necatî, Fuzûlî, Ahmet Paşa, Nedim, Şeyh Galib, Ahmet Haşim, Yahya Kemal… Önce hece ölçüsü, sonra aruz kalıbında şiirler yazmayı deniyor. Sonra kadınların dünyasında daha rahat bir nefes alıyor.  “Nilgün Marmara, Lale Müldür, Ingeborg Bachmann, Emily Dickinson. Sonra yatıp kalkıp Turgut Uyar, Paul Celan, Baudelaire, Rimbaud, son kuşağın şairleri Didem Madak, Hayriye Ünal, Bejan Matur, Ahmet Güntan, bilhassa çıkan bütün genç şairlerin kitaplarını yutmaya başladım” diye anlatıyor.

O ilk şiirlerini ağır klişelerle, romantik atmosferlerle dolu diye yaftalıyorsa da ben öyle düşünmüyorum. Şiirin ilham değil, kurgu olduğuna inanıyor ama insana bahşedilen bir şair gözü olduğunun da ayırdında. Bu gözün bazı özürlerimizi örtebilelim diye yerkürenin en içinden zorla çekip çıkardığımız bir cevher olduğunu söylüyor. Sıradan bir şeyden bahsediyormuşçasına olağan dışıyı eviren şeye şiir diyor ve şiiri şöyle tanımlıyor: “Şiir evvelâ bir dil icadıdır, bir dil kurar, dil demek hem anavatan demektir hem de diğer insanlarla aramızda bir köprü. Şairin köprüsü sırata benzer gibi yukarı çıkar, ipten korkuluklarına tutunurken azıcık nefessiz kalmanız gerekir. Çünkü ölmek doğmaktır en çok bizim kültürümüzde. Soluksuz kalmak yeni bir manzara için gereklidir.”

Peki en çok kimlerden nelerden etkilendin diye sorduğumda ise hayatın kendisini şu sözlerle anlatıyor.

“En çok betonda biten otlardan, uyduruk dillerde mırıldanılan çocukluk şarkılarından, güneşin ve rüzgârın ağaçlarla oynadığı gölge oyunlarından, durduk yere teşekkür eden ihtiyarlardan, selam veren gençlerden, üzerinde yıllar olan kitapların kokusundan etkilendim. Çünkü nasıl dil sokaklarda, evlerde, pencere pervazlarındaysa şiir de öyle. Bir çocuğu camdan yemeğe çağırıyor annesi…”

“İnsan bir gülüşle güneşli bir Pazar günü/ Hiç çalmayan bir kapıya koşabilir” diye yazıyor “Telaşlı Bir Ağacın Reenkarnasyonu”da. Güneşli Pazar günleri, çalmayan kapılara koştuğumuz günler aklımdan bir film şeridi gibi geçiyor ve okumaya devam ediyorum.  Çünkü diyor ki:

“Bahar diye bir şey var/ Eski koltukların bırakıldığı apartman önlerinden başlıyor.”

HaberTürk Gazetesi Kitap Eki.

Reklamlar

About Nergihan Yeşilyurt

Seksenli yılların nisanında Trabzon’un Maçka’sında doğdu. Ev hanımı bir anne ile işçi bir babanın üç çocuğundan biridir. Üç yaşında ailesiyle birlikte İstanbul’a geldi ve halen bu şehirde yaşamaktadır. Üniversiteye kadarki eğitimini İstanbul’da tamamladı. Üniversite için Çorum’a gitti; Hitit Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı okudu. Astronomi, Osmanlıca, tarih, psikoloji, sosyoloji, fotoğraf, tiyatro ve Klasik Türk Şiiri’ne meraklı. Çocukluğunun büyük bir bölümü köyde geçen biri olarak tabiatla iç içe olmayı daima sevdi. İlk şiirini on bir yaşında yazdı. Bu şiir İstanbul çapında düzenlenen bir yarışmada birinci oldu. Bu tarihten itibaren lise dönemine kadar okullarındaki edebiyat projelerinde yer aldı, bulduğu her şeyi okudu. Lisede okulunda çıkan Toprak Dergisi’nin editörlüğünü yaptı. Amatör olarak radyoculukla ilgilendi, üniversitenin panel, dinleti, söyleşi gibi organizasyonlarında spiker olarak görev aldı. Ayrıca üniversitede bir grup arkadaşla beraber çıkardıkları Baykara Dergisi’nde halkla ilişkiler bölümünün sorumluluğunu üstlendi. Sahte Vefa, Temrin, Serencam, İzdiham, Yumuşak G, Ay Vakti, Hacı Şair, Hece ve Mahalle Mektebi vb. dergilerde şiir yayımladı. Kültür-sanat ve kitap yazıları kaleme aldı; söyleşi yayımladı. “Yalan Ayaklı Dorothy” şiiri TYB 2014 yıllığında yer aldı. Dört yıllık muhabirlik, editör yardımcılığı tecrübelerinden sonra, bugün bir STK’nın projelerinden birinde editör olarak görev yapmaktadır. Bu aralar Gökçe Özder ve Ali Berkay ile birlikte Davud’un İnsanları isminde bir e-dergi çıkarmakta, ilk şiir kitabına hazırlanmaktadır. iletişim: nergihan.yesilyurt@gmail.com Nergihan Yeşilyurt tarafından yazılmış tüm yazıları görüntüle

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: